Hakkımda

Hacettepe Üniversitesi GSF İç Mimarlık Ana Sanat Dalı Lisans Mimar Sinan Üniversitesi GSF İç Mimarlık Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans öğrenimini 2002’de tamamladı. Devamı

DESEN VE PERSPEKTİF KAVRAMI İÇİNDE

DESEN VE PERSPEKTİF KAVRAMI İÇİNDE


Buşman sanatında perspektif kaygısı yoktur. Amaç bir eşyanın her elemanını en ifadeli yönden göstermektir. Mesela ayağın yandan görünüşü gözün önden görünüşüyle birleşir. İlkel insanların sanatı diğer yönlerden de natüralist değildir. Sembolizm uğruna parçalardan bile bile vazgeçilir. Organik ve geometrik iki karşıt kaynaktan doğar sanat. Soyut sanatın geometrisi çok hareketlidir. Organik sanatın özü ise doğaya dönüktür. Gotik ve doğu sanatların görüşleri bakımından geometrik ve organik kuralların bir bileşkesidir.

Gelişmiş olduğu söylenebilen bir çalışmada, pencere ve kapı, resim çerçevesi, kitap ve dergi sayfalarının dikdörtgenlerinde en doğru uzunluk ve genişlik orantılarını elde etmek için altın oran kullanılır. İyi bir kemanın herbir parçasının bu kanuna uyduğu söylenir. Mısır piramitleri bununla açıklanır ve gotik katedralde de kolayca bu orantılar bulunabilir. Transeptin nefe, sütunun kemere, kule uçlarının kuleye vs. olan orantılar. Bu orantı çok sık olarak resim sanatında da kullanılır. Ufuk çizgisinin üzerindeki ve altındaki sahalar, ön ve arka planlar, yanlara doğru ayrılmalar arasındaki orantı da altın orana uyar. Piero della Francesco’nın resimleri geometrik düzeni en ileri götüren örneklerdir.

Şekil, parçaların düzeni dış görünüş diye tanımlanır. Şeklin bir düzen oluşturacak iki veya daha fazla parçanın bulunduğu yerde biçim vardır. Fakat bir sanat eserinin biçiminden bahsettiğimiz zaman bize belli bir yönden etki yapan özel bir kuruluşu kastederiz. Biçim, düzen, simetri veya belli bir ölçü demek değildir.

Bir sanat eserini çözümlemek için değişik yollar vardır. Bunlardan beş eleman sayılabilir.

  1. Çizginiz ritmi
  2. Biçimlerin yığılması
  3. Mekan
  4. Işık gölge
  5. Renk

Bu elemanların değeride de çoğu zaman bu verdiğimiz sıraya göredir.

Sanatın da hayatın da büyük ve altın kuralı şudur.

Sınırlayan çizgi ne kadar temiz, keskin ve akıcı ise sanat eseri de o derece mükemmeldir ve çizgi nerede kuvvetini, keskinliğini kaybederse orada mutlaka hayal kıtlığı, kopya ve beceriksizlik ortaya çıkar. (Blake)

Çizgini sınarlandırmadan başka ne gücü olduğunu farketmelidir. Çizgi gereğince düzenlendi mi ritim kendiliğinden doğar. Çizginin en mühim özelliği kütle ve somut biçimi gösterebilmesidir. Çizgiye bu özelliği ancak büyük ustalar verebilir ve bu özellik kesintisiz dış çizgiden hafif ayrılmalarla yapılır.

Çizgi resimli bir stenografidir. Picasso’ya baktığımızda asıl ustalığını az bir gayretle üç boyutlu biçimi veren desenlerinde görürüz.

Ton dediğimiz özellikte ifade aracı olarak aynı değeri taşır. Ton kelimesi birçok sanatta kullanılır. Muhtemelen ilk defa müzikte kullanılan ton kelimesi 16.yy.da sanat eleştirisinin başlamasıyle resimde de kullanılmıştır.

Çizgi (en çok kalınlaşıp incelerek) bir nesnenin ışığını sezdirebilir. Bunu ve bunun gibi ifadelerde ne kastedildiğini nasıl oluştuğunu ancak derslerimizde uygulayarak ifade edebilirim.

Işık, Matisse’nin resimlerindeki gibi saf renklerin duygulu bir sıralanmasıyle şematik olarak ta gösterilebilir.

Renk bitmiş bir sanat eserinde ki çeşitli unsurlara bir unsur daha katar.

Çizgi bize açıklık dinamik ahengi vermi, belki kütleyi ve somut biçimi sezdirmiş, tonlar da buna mekan ifadesini kazandırmış bulunuyor. Renk bunlara ekleniyor ve gördüğü iş kısaca resmin gerçeğe uygunluğunu kuvvetlendirmiş oluyor.

Turner, sanat eleştirmenlerince dünyaya gelmiş doğal renkçilerin büyüğü kabul edilir. Cezanne’ın renk kullanışı ne Turner gibi tamamen tabii ne de pointilliste’lerin gibi sözde bilimseldir. Bu kullanışa sembolik diyebiliriz. Bunun gibi Sanat unsurlarını toplamış Matisse’den iran minyatür ressamlarına kadar örnekleri görüp üzerinden sanat eserini anlamaya yönelik okumalar gerekmektedir.


Arzu Gence

Hacettepe Üniversitesi GSF İç Mimarlık Ana Sanat Dalı Lisans Mimar Sinan Üniversitesi GSF İç Mimarlık Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans öğrenimini 2002’de tamamladı...

Devamı